Posted on

İBADETTE KABAHATTE GİZLİDİR!..

Öncelikle şunu belirtelim; Türkiye devleti laik cumhuriyetle idare edilen bir rejim sistemine sahiptir. Bunu bilmeyen yoktur ama bilip de işine gelmeyen çoktur. Sinsi sinsi bu ve diğer rejim kurallarının içini oyup kendi gizli ideolojilerini yerleştirmek isteyen gaflet uykusundakiler, sanırlar ki herkes aynı uykudadır!..Elbette yanılırlar…

Laiklik, en bilinen ve en kestirme tanımla; din işlerinin devlet işlerinden ayrılmasıdır. Bu kurala herkes uymak zorundadır bundan ödün almak gibi bir çaba her zaman almak çabasını sergileyenin aleyhine olmuştur, olmak zorundadır. Çünkü, devletlerin yönetimi her gelenin kafasına göre değiştireceği ve “ben dedim, ben yaptım oldu” diyeceği sıradan bir iş değildir… Yapılan her eylemin, çıkartılan her yasanın, ortaya konulan her uygulamanın hesabını ortaya koyan her kim ise bir bir vermekle yükümlüdür. Bundan da kaçmak söz konusu değildir, dünyanın neresine giderse gitsin er-geç bu hesap pusulası önlerine konulur.

Bunun formülü de kısaca şöyledir: Makamları, yetkileri ve ünvanları ne olursa olsun hiçbir kimse buna uymaktan imtina edemez..ne sözle ne eylemle ne de icraatla…

Yöneticiler elde ettikleri yönetim yetkilerini kullanırken kendi dinsel tercihlerini laik bir ülkede resmi bir bildiri şeklinde açıklayamazlar. Dilek ve istekleri her ne ise kendilerini ve ailelerini bağlar. Çünkü, bir ülkede milyonlarca kişi ve aile vardır onların da kendi dinsel tercihleri vardır ve o tercihlerde kendilerinedir. Laiklik kavramının uygulamadaki en güzel yönü de budur; kin ve düşmanlık gütmeden herkesi Tanrısı ile başbaşa bırakıp, ibadetinin gizliliğindeki yüceliktir.

Eğer bir ülkede yönetenler, kendi dinsel tercihlerini siyasal şovlara dönüştürecek nitelikler içerisine girmişlerse, o ülkede laiklik gittikçe cüceleşen ve sahipsizlerin elinde kalan yavan bir kavram halini alıyor demektir. Çünkü, yönetimdekilerin dinsel gösteriş bazen daha da öteye geçen dinsel şovları birilerinden alkış alırken birilerini nefret eder şekile getirebilir. Çünkü bizim inançlarımızda “İbadette, kabahatte gizlidir.” Herkesin inancı kendisinedir ve bunun sorumluluğu ülkenin bugün var yarın yok olan yöneticilerine değil doğrudan Tanrı’ya karşıdır.

Devletin halka vereceği görevlerin başında milli irade ve milli birlik gelir….Bu birlik ve beraberlikten doğan ulusal güç ile elde edilen ve korunan bağımsızlık bir ülkenin yurttaşlarına diledikleri inançı kurallarına göre yerine getirmek hakkını verir. Yani din seçmek, öncelikle özgür topraklarda, bağımsızlık altında yaşayanların hakkıdır. Tam tersi durumda o bağımsızlığı ele geçirenler her kim ise kendi ideoloji ve din tercihlerini ele geçirdikleri ülkenin halkına empoze etmeye başlarlar. Kurtuluşl savaşımızın en büyük özelliği de budur; yurdu kurtardığımız kadar dinsel inançlarımızın her ne ise yerine getirmek özgürlüğüne kavuşmasının sağlanmasıdır. Ama tüm bunlara karşın hala birileri ne yurdun kurtulduğundan ne de dinin kurtulduğundan bi’haber atıp-tutmaktadır.

 

Refhan İrtem

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s