TheMersez

19 Mayıs KUTLU MİLLİ BAYRAMIMIZ özünde milli bir zaferdir.19 Mayıs Kurtuluş Savaşımızın ilk Samsun’a ayak basmasıyla başlamış emperyalist ülkelerin işgal ettiği vatanımızdan ilk tohumlarının atıldığı, milli mücadelimizin yeşerdiği,özgürlüğümüzün kutlandığı kutlu bir gündür.Böyle yüce bir günü istismar etmek isteyenler;milli coşkumuzu frenlemeye çalışacak kadar gaflet ve dalalet içine düşebilirler.Türk’ün ve Türkiye’nin varoluşunu ve bağımsızlığını kutlamak her birey için onurlu, şerefli bir gündür. İşte bunun içindir ki KUTLU MİLLİ BAYRAMIMIZ OLAN 19 MAYIS tüm ülke vatandaşlarımızın vazgeçilmez en saygın değeri,coşkusudur.Coşkular milli birliği,kardeşliği,eşitliği temsil eder.Tüm yurt genelinin milli kardeşlik ve eşitlikte birleşmesi her demokratik ülkenin temsilidir. Temsilde bütünleşmenin gereği,ülke çapında hep birlikte varolmanın en büyük sevincidir.Böyle bir sevinci stadlarda,sokaklarda tek bayrak altında aynı duygularla paylaşmanın sevmenin ve sevilmenin paydalarını hayata geçirmektir.Her bireyin payı olan 19 Mayıs Kutlu Milli Bayramımız,Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin “Yurtta sulh Cihanda sulh” barışının getirdiği bileşik bir eserdir.Unutma ki eserler tarih sayfalarına kazınmış her dönemin sayfalarından yaşayanlarla yaşanmış ve geleceğe örnek teşkil…

View original post 98 kelime daha

İBADETTE KABAHATTE GİZLİDİR!..

Öncelikle şunu belirtelim; Türkiye devleti laik cumhuriyetle idare edilen bir rejim sistemine sahiptir. Bunu bilmeyen yoktur ama bilip de işine gelmeyen çoktur. Sinsi sinsi bu ve diğer rejim kurallarının içini oyup kendi gizli ideolojilerini yerleştirmek isteyen gaflet uykusundakiler, sanırlar ki herkes aynı uykudadır!..Elbette yanılırlar…

Laiklik, en bilinen ve en kestirme tanımla; din işlerinin devlet işlerinden ayrılmasıdır. Bu kurala herkes uymak zorundadır bundan ödün almak gibi bir çaba her zaman almak çabasını sergileyenin aleyhine olmuştur, olmak zorundadır. Çünkü, devletlerin yönetimi her gelenin kafasına göre değiştireceği ve “ben dedim, ben yaptım oldu” diyeceği sıradan bir iş değildir… Yapılan her eylemin, çıkartılan her yasanın, ortaya konulan her uygulamanın hesabını ortaya koyan her kim ise bir bir vermekle yükümlüdür. Bundan da kaçmak söz konusu değildir, dünyanın neresine giderse gitsin er-geç bu hesap pusulası önlerine konulur.

Bunun formülü de kısaca şöyledir: Makamları, yetkileri ve ünvanları ne olursa olsun hiçbir kimse buna uymaktan imtina edemez..ne sözle ne eylemle ne de icraatla…

Yöneticiler elde ettikleri yönetim yetkilerini kullanırken kendi dinsel tercihlerini laik bir ülkede resmi bir bildiri şeklinde açıklayamazlar. Dilek ve istekleri her ne ise kendilerini ve ailelerini bağlar. Çünkü, bir ülkede milyonlarca kişi ve aile vardır onların da kendi dinsel tercihleri vardır ve o tercihlerde kendilerinedir. Laiklik kavramının uygulamadaki en güzel yönü de budur; kin ve düşmanlık gütmeden herkesi Tanrısı ile başbaşa bırakıp, ibadetinin gizliliğindeki yüceliktir.

Eğer bir ülkede yönetenler, kendi dinsel tercihlerini siyasal şovlara dönüştürecek nitelikler içerisine girmişlerse, o ülkede laiklik gittikçe cüceleşen ve sahipsizlerin elinde kalan yavan bir kavram halini alıyor demektir. Çünkü, yönetimdekilerin dinsel gösteriş bazen daha da öteye geçen dinsel şovları birilerinden alkış alırken birilerini nefret eder şekile getirebilir. Çünkü bizim inançlarımızda “İbadette, kabahatte gizlidir.” Herkesin inancı kendisinedir ve bunun sorumluluğu ülkenin bugün var yarın yok olan yöneticilerine değil doğrudan Tanrı’ya karşıdır.

Devletin halka vereceği görevlerin başında milli irade ve milli birlik gelir….Bu birlik ve beraberlikten doğan ulusal güç ile elde edilen ve korunan bağımsızlık bir ülkenin yurttaşlarına diledikleri inançı kurallarına göre yerine getirmek hakkını verir. Yani din seçmek, öncelikle özgür topraklarda, bağımsızlık altında yaşayanların hakkıdır. Tam tersi durumda o bağımsızlığı ele geçirenler her kim ise kendi ideoloji ve din tercihlerini ele geçirdikleri ülkenin halkına empoze etmeye başlarlar. Kurtuluşl savaşımızın en büyük özelliği de budur; yurdu kurtardığımız kadar dinsel inançlarımızın her ne ise yerine getirmek özgürlüğüne kavuşmasının sağlanmasıdır. Ama tüm bunlara karşın hala birileri ne yurdun kurtulduğundan ne de dinin kurtulduğundan bi’haber atıp-tutmaktadır.

 

Refhan İrtem

 

HEY BAYIM SİZ Mİ YABANCISINIZ?..

iGoogle

ileiGoogle.

HEY BAYIM SİZ Mİ YABANCISINIZ?..
Mr.Ricciardona siz mi yabancısınız?


“Biz anlamıyoruz çünkü yabancıyız”
Üstelik çok güzel Türkçe konuşuyorsunuz konuştuğunuz kadar işittiğinizi de anlama yeteneği var ki konuşabiliyorsunuz?
Biz sizi çok iyi anlıyoruz yalnız belki Türkçe’nin dikte işini yazma okumasını beceremiyor olabilirsiniz; siz isteyin Ortadoğu’nun Sultanı Mr.Tayyip anında size onu da öğretir.
Bir konuda halklısınız zira “Hem demokrasiden bahsediyor hem de komutanları, gazetecileri ergenekon adı altında tutukluyorsunuz” diyorsunuz..


İşte muhalefet partilerinin yapamadığı muhalefeti tek başına çok güzel yaptınız.
Bak, ben ne güzel olan- biteni size anlatıyorum, keşke sesli gönderi yapabilseydim dinlerken daha iyi anlardınız malum dikte meselesi.


Mr.Ricciardone,
Bak, biz de size yabancıyız ama “ABD’nin BOP ve Kuzey Afrika” projesini çok iyi anlıyoruz..
Yeni dünya düzeni olan kapsama alanında bir çok ülkelerin Dünya üzerindeki haritalarının değişeceğini ama AB ve ABD sınırlarının aynı kalacağını biliyoruz.
Yalnız sizin için korkunç olan şey küresel ısınma ile Alaska’da ki buzulların aynı hızla erimeye devam etmesi halinde 2050 yılında NewYork’un sular altında kalıp yok olacağını da biliyoruz..
Başka şeyler de biliyoruz örneğin ABD’nin pekakaya silah dağıttığını Kandil üzerinden geçen ABD Uçaklarının bunu rahatlıkla yaptıklarını ve terörle mücadele eden askerlerimizin bunu saptadıklarını da biliyoruz..
Kitle İmha Silahlarının var olması bahanesi ile Irak’a demokrasi götürme adı altında saldırdığınızı da biliyoruz..


Türkiye’ye Ilımlı İslam adı altında yeni bir rejim getirerek laikliği ortadan kaldırmak istediğinizi de biliyoruz..


Kalkan Füzelerini sınırlarımıza yerleştirip Ortadoğu’yu ele geçirmek istediğinizi de biliyoruz..
Biz de Amerikalı olmadığımız için sizin yabancınızız ama gördünüz işte o kadar çok şey biliyoruz ki sizin böyle cahil kalmanız doğrusu hiç hoş karşılanacak bir şey değil..
İnternetle Dünya’nın içine girip altını üstüne getirip öyle yaramazlıklar yapıyorsunuz ki geçmişinizden hiç ders almadığınız ortaya çıkıyor..
Mr.Ricciardone, anlıyorum ki galiba siz kendi ülkenize de yabancısınız zira bahse girerim bahsettiğim yukarıdaki haberlerin hiç birini bilmiyorsunuzdur!?
Hele hele her Amerikalı Elçi gibi Diyarbakır’a hiç gitmemişsinizdir, zira orada ne deniz var ne de kum..
Kapalı kapılar ardında “Washington portakalı” pardon pardon; basına kapalı toplantılar da da hiç bulunmamışsınızdır!
Sizin için “iç işlerimize karışmayın” diyorlar inanın karışmıyorsunuz zaten zira siz yabancısınız hiç bir şey bilmiyorsunuz,anlamıyorsunuz..
O kadar iç işlerimizde değilsiniz ki ,Obama bile bir şey bilmiyordur çünkü o Türkçe de konuşamıyor sizin gibi..
Teşekkürler Mr.Ricciardone, sizin sayenizde keyifli bir gün geçirdim bugün, hiç güleceğim yokken bu satırları yazarken bile gülmeye başladım:)
Ne kadar iyisiniz,iyi ki varsınız!..
Refhan İrtem

www.ulusalses.net

biz anlatırız size anlatırız siz yeter ki anlamak isteyin! Bir Allah’ın kulu partili çıkıp da “bu ne biçim demokrasi” diyemedi sizin gibi. Üstelik ne diyorlar biliyor musunuz, “bizi de tutuklamak istiyorlar!” diyorlar.. diyorsunuz hiç olur mu, biz sizi asla yabancı saymıyoruz.

TÜRK MİLLETİ ORDUSUNA SAHİPÇIKIYOR!

Kimden: Tuncay Erciyes <tuncayerciyes@gmail.com>
Tarih: 18 Şubat 2011 21:36
Konu: Fwd: Anıtkabir’e DAVETLİSİNİZ…19 Şubat 2011 Cumartesi saat 13.30’de Atamızı ziyaret ediyoruz. DUYURU İLETİSİ
Kime:

TÜRK MİLLETİ ORDUSUNA SAHİPÇIKIYOR!
MİLLET ORDU ELELE

19 ŞUBAT’TA ANITKABİR’E!

———- Yönlendirilmiş ileti ———-
Kimden: Naci Kaptan <cumhuriyetdede@gmail.com>
Tarih: 18 Şubat 2011 18:38

TÜRK MİLLETİ ORDUSUNA SAHİPÇIKIYOR!
MİLLET ORDU ELELE
19 ŞUBAT’TA ANITKABİR’E!
Türk Ordusu, düşman saldırısı altında…
163 Onurlu Türk Subayı tutsak alındı!
Cevap gecikmedi. Türk halkı, Ordusu’na sahip çıktığını gösterdi.
12 Şubat günü binlerce yurttaş, İşçi Partisi’nin çağrısıyla, yurdun dört bir yanında Orduevlerinin önünde buluştu ve saldırıları protesto etti.
Şimdi tutsak edilen komutanlarımızın eşleri, yakınları ve emekli subay derneklerinin çağrısıyla milletin haklı tepkisi daha da büyüyor!
Aileler ve dernekler, bütün yurttaşlarımızı 19 Şubat’ta ANITKABİR’de buluşmaya çağırıyor. Siyasi partiler ve kitle örgütlerine gönderilen davette, bu büyük buluşmaya destek olmaları istendi.
Çağrıda şöyle deniyor:
“Sevgili arkadaşlar, Yaşadığımız tüm bu hukuksuzluğa karşı tepkimizi göstermek için
19 Şubat 2011 Cumartesi günü, saat 13.30’da, Anıtkabir önünde Emekli Subaylar Derneği’nin düzenlediği toplantıya katılmanızı bekliyorum.
Öncelikli amacımız tutuklu asker aileleri olarak sesimizi duyurmaktır. ”
İŞÇİ PARTİSİ, 19 Şubat’ta Anıtkabir’de olacak. Yurttaşlarımızı, Ordumuza sahip çıktıklarını göstermeye, 19 Şubat 2011 Cumartesi günü saat 13.30’da Anıtkabir Aslanlı Yol’da buluşmaya çağırıyoruz. Bu çağrı, Vatan Savunması çağrısıdır.